Forex’in Geçmişi

Anlaşma, öngördüğü genel ilkeler çerçevesinde tüm ülkelerin para birimlerini takas edilebilir şekle dönüştürdüğünden Forex için modern anlamda ilk takas koşullarının oluştuğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Anlaşma dahilinde 1 ons altın 35 Amerikan Doları’na sabitlendi. Bununla beraber dış ticarette elinde USD bulunduran ülkelerin talep etmesi halinde ABD, karşılığını altın olarak ödemeyi kabul etti. Diğer ülke paraları da USD para birimine oranlanarak modern anlamda pariteler oluşturuldu ve ülke paralarının birbirle-riyle takası oldukça kolaylaştı. Anlaşma ile küresel istikrarın sağlanması ve yerel sorunlara müdahale için Uluslararası Para Fonu (IMF) kuruldu. Ülkelerin kendi paralarının diğer paralara oranını ihtiyaç durumunda yüzde 10’a kadar değiştirmesine imkan tanındı. Bunun üzerindeki değişiklikler ise IMF’in onayına bağlandı.

: , Savaş sonrasında gücünü kanıtlayan ve para birimini dünya ticaretinin temeline oturtmayı başaran ABD, başta otomotiv olmak üzere bir çok alanda, biraz da rakipsiz olmasının avantajını kullanarak ticaret hacmini artırdı. Savaşta ağır bedeller ödeyen ülkelerin rakip olarak sahnede yer alması için yaklaşık yirmi yıl geçmesi gerekti. Bu süre zarfında ABD dış ticaret fazlasıyla beslenen ekonomisinde pek bir sorun yaşamadı.

Takvimler 1960’ları gösterdiğinde küresel rekabet artmış ve ağır sanayi ürünü ihraç edebilen ülkeler çoğalmaya başlamıştı. ABD, kontrolsüz bir dış açıkla beraber dünya piyasasında dolar bolluğuna yol açmaya başlamıştı. Ancak ortada bir sorun vardı; dolar’ın altın ile değişimini taahhüt eden ABD, piyasadaki bu kadar dolar karşısında altın stoklarını tehlikeye atmıyor muydu? Nitekim 1963 yılında ülkenin altın rezervleri uluslararası dolaşımdaki dolar’ı karşılamaktan oldukça uzak görünüyordu. Uluslararası sahnede cari açıkları önemsemeyen ve piyasada parasını bollaştırmak için rahat bir tutum sergileyen ABD bir süre sonra ülkelerin altın talepleriyle boğuşmak zorunda kaldı. Ülkeler panik halinde ellerindeki dolar’ı altına çevirmeye başlayınca ortalık fazlasıyla karıştı. Gittikçe borçlu ülkeler arasına girmeye başlayan ABD, içinde bulunduğu zor durumdan kurtulmak için 15 Ağustos 1971’de dolar’ın altın ile takasını dur

durduğunu “Altın gişesi kapatıldı” ifadesiyle duyurdu. Bu da Bretton Woods anlaşmasını işlevsiz hale getirdi.

Aynı yıl Ağustos ayında, başkan Nixon’un çağrısıyla yeni bir anlaşma için masaya oturan IMF üyesi on büyük ülke Aralık ayının on yedisinde Smithsonian Anlaşması’nı kabul etti. Uluslararası ticari ilişkiler için bir başka dönüm noktası olan anlaşma ile dolar’ın altına ve diğer para birimlerinin de dolar’a olan bağlığı son erdirildi. Böylece serbest dalgalanan döviz sisteminin temelleri de belli sınırlar içinde atılmış oldu. Tarih itibariyle dolar diğer ülke paralarına göre yüzde 9 devalüe edildi ve altının ons fiyatı Bretton Woods ile belirlenen seviye olan 35’ten 38 Dolar’a çıkarıldı. Ülke paralarının da dolar karşısında yüzde 2,5 oranına kadar dalgalanmasına müsaade ediliyordu. İsteyen ülke sabit, isteyen dalgalı kur rejimini seçmekte özgür kılındı. Ayrıca IMF sözleşmelerinde de bir takım değişiklikler yapılarak kurumun yetkileri genişletildi.

Sınırlı dalgalı kur sistemine geçen Avrupa ülkelerinin kur dalgalanmaları kendi aralarında nispeten sınırlı kalırken dolar’a karşı görece daha büyük oynaklıklar oluşturuyordu. Dolar karşısında değer değişimden para kazanmaya çalışan insanların dolar’a hücumu karşısında 1973 Şubat’ında dolar yeniden yüzde 10 devalüe edilmek zorunda kalındı. Ancak spekülatif hareketlerin inanılmaz boyutu 1 Mart 1973 tarihinde döviz piyasalarının iki haftadan fazla süre kapatılmasına neden oldu. 19 Mart’ta döviz piyasaları yeniden açıldığında tüm para birimleri üzerindeki sınırlamalar kaldırıldı ve nispeten serbest kur rejimine geçilmiş oldu. Bu belki o tarihte ateşin söndürülmesine ilişkin geçici bir çalışma gibi görünse de günümüze kadar sürecek dalgalı kur döneminin başlangıcını oluşturdu. Sonrasında belli zamanlarda ihtiyati düzenlemeler yapılmış olsa da bu sistem günümüzün dalgalı kur sisteminin temeli olmuştur.

Forex, başta bankaların rahatlıkla döviz takası yapabildiği uluslararası bir elektronik altyapı olarak tasarlanıp uygulanmaya başlandı. Bu sayede sistemde online olan bankalar FX işlemlerini sorunsuz halledebiliyorlardı. Interbank denilen bu uluslararası döviz borsasında talebe göre fiyatlar oluşuyor ve takaslar için belli oranlar serbest piyasa kuralları çerçevesinde belirleniyordu. Ancak zaman içerisinde spekülatif amaçlı işlemler artıkça piyasaya ilgi büyümeye başladı ve yatırım fonları, aracı kurumlar piyasaya giriş yapmaya başladı. Hızla büyüyen piyasa 1998 yılında aracı kurumlar üzerinden online sistemlerle halka açıldığında günümüz anlamında işlem yaptırılan şekline dönüştü ve büyümesi bir anda katlanarak artmaya devam etti.

Bir önceki yazımız olan Forex Tarihi başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.